Boğaziçi Üniversitesi Yelken Takımı
Kış Gezisi 2006
21 Ocak Pazartesi – 28 Ocak Pazartesi
Rota :
Marmaris – Çiftlik Koyu – Bozburun – Orhaniye – Bozburun – Serçe Koyu - Marmaris
Tekne1 - Eda
Beneteau Oceanis 331
Levent Baş
Neslihan Gerek
Alper Okay
Can Çavlı
Başak Sucuka
Semih Gilan
Tunç Erkmen
Tekne 2 - Yüksel 33
Beneteau Oceanis 331
Okan Akdağ
Emre Menekşe
Can Özçelik
Berivan Şengül
Coşku Çobanoğlu
Erdem Prekiç
Mehmet Erkan
Haftasonu iki gün takımdan 8 kişi Bodrum’da BAYK’ın düzenlediği Kış Trofesi’nin 1.Ayağı’ndaydık. Dün gece Alper’le beraber Marmaris’e geldik. Ortalık fırtına kıyamet. Yürüyerek marinaya gelirken zorlandık. Marinada flüt direklerle, kırbaç mandarların sesi her tarafı inletiyor. İçimizde bir endişe yattık.
21 Ocak Pazartesi – Gün 1
Sabah saat 8. İstanbul’dan gelen kafile karşımızda. Rüzgar dinmiş, dünden eser yok. Anlatsak kimse inanmaz. Çantalar bir tekneye doldurulduktan sonra kaptanlar teknelerin bürokratik işleriyle uğraşırken, geriye kalan 9 kişilik alışveriş grubunun ilk hedefi daimi hedef olan karın doyurmak ve Tansaş alışverişini son sürat tamamlamak. İçerden alınan çeşitli poğaça, börek, simit ve içeceklerle Tansaş’ın önündeki demirlerin üstünde yan yana, yol yorgunu, güneş gözlerini kamaştırmaya başlamış bir grup insan. Ardından ince elenip sık dokunmuş, paylaştırılmış alışveriş listeleriyle rafları talan etmeye başlıyoruz. Her koridorda birazdan denize açılacak bir yelkenci. Gayet organize toplama işleminin ardından kasalardan sonu gelmeyecekmiş gibi bir geçiş yaşadık. Varımızı yoğumuzu bırakıp onlarca torbayla metre metre fişleri alıp dışarda taksilere yöneldik. Şansımız yerinde. Büyük bagajlı taksi de bulduk.
Her tekne için ayrılmış torbalardaki nimetler yerleştirildikten sonra, bu gezide kullanmanın motivasyonuyla alınmış grili kırmızılı Gill marka tulum ve montlarla 12:30’da gezi toplantısı için puntonda toplaştık. Gezinin amaç ve kapsamının üzrinden son kez geçip, öğütleri dinledikten sonra saat 1’de Yüksel Yatçılık’tan kiraladığımız Eda ve Yüksel33 tekneleriyle suya açıldık. Kadırga Burnu açıklarına kadar motor seyrinin ardından yelkenlerimizi açtık ve lodos rüzgarda dalgaların arasında ine çıka yol alamaya başladık. Sonra asimetrik balonlarımızı da basıp tecrübe ettik. Daha sonra yine motor seyrine geçip Çiftlik Adası’nın iskele tarafındaki iki tarafı serpintili geçişten koya girdik.
İskelemizde kalan tahtaları kış sebebiyle sökülmüş iskeleye sırayla bağlanmaya giriştik. Geri kalanlar teknede tetikte beklerken Alper ve Semih iskelenin 30m’yi aşkın demir omurgası üzerinde akrobatik hünerlerini göstererek ileri geri gidip gelerek halatları bağladı. Dalgaların da zorlaştırdığı süreç yarım saatten uzun zamanımızı aldı, ama tekneleri birbirine bordalayıp baştan, kıçtan, yandan iyice sağlamlaştırdık. Her ihtimale karşı gece saatbaşı nöbete kalkılıp durum kontrolü yapılacak. Bundan sonra çevre araştırmaları başladı. Hem karadan, hem de zodyak botla sudan koyu başkalarına aktarabileceğimiz şekilde tanımaya çalıştık. Hava kararmaya yaklaşırken tekneler iyice düzenlendikten sonra ilk akşam yemeği hazırlıkları başladı. Eda teknesi olarak Neslihan’la Alper’in hazırladığı et, makarna ve salatalalı menüyü iki şarap eşliğinde mideye indirdikten sonra tekneler buluşup ilk tabu oyununa giriştik. Ardından herkes Neslihan’ın doğumgünü için Eda’ya toplaştı. Sıcak şarap ve gofretlerle bir güzel kutladık. Saat 9’dan itibaren bir önceki geceden gelen yorgunluğun etkisiyle herkes peş peşe yatakların yolunu tuttu. Saat 11:30’da Barış Aydınsoy askerden arayınca mutlu olduk.
Herkes derin uykudayken, saatbaşı yanımda Levent uyanıyor, dışarı çıkıp etrafı kontrol ediyor, gelip tekrar yatıyor. Onlarca ayrıntıdan bir tanesi.
22 Ocak Salı – Gün 2
Sabah 7:15’de uyandıktan sonra 7:45’e kadar odalar toplandı, bulaşıklar yıkandı ve direğe basma oyunu için güvertelere toplandık. İki tekneden beşer kişilik takımları sahaya çıktı. Oyunun amacı herkesi sırayla direğe basıp indirmek. Direğe çıkan bir ipi sancak gurcataya bağladıysa, bir sonraki oradan çözüp iskele gurcataya bağlayacak. Görevler tırmanıcı, kollamacı, direkdibi basıcı, ip çekici, vinççi. Başabaş giden mücadelede en sona biri 60lı biri 80li kilolarda seyreden Can kaldı. Alper’le Semih hafif olanı son sürat yukarı bastı ama o da ne birisi yukardaki ipi düşürdü. Aynı ikilinin Can’ı lastik top gibi yere indirip, çıkarması ekstra basmaya rağmen Eda teknesine ipi göğüsletti.
8:30’da motorla seyre başladık. Gökyüzü kuzeyde gri, güneyde beyaz bulutlarla tamamen kaplanmış durumda. Akyar Burnu’nu geçince kahavaltı ettik ve Kızıl Ada yakınlarında ana yelken ve balonla yelken seyrine başladık. Lodos rüzgarıyla Çatal Adası ile anakara arasından, ardından Ala Burun’u geçtik. Kızıl Burun’u dönüp Yeşilova Körfezi’ne girişimizle beraber yağmur altında seyretmeye başladık. Rüzgar yön değiştirince balonları topladık. Esen poyrazla orsa seyrinde Zeytin Adası’nı geçtik. Kiseli Ada’yı geçip Bozburun’a yaklaştığımızda yağmur dindi, rüzgar azaldı, sis kalktı. Gerçeklikten soyutlanıp, balonla usul usul süzülerek bir huzur diyarına giriş yaptık.
Yüksel33 bir süre öncesine kadar içinde bulunduğumuz havada arızalanan mandar ve çıkan çıtanın tamirini yaptıktan sonra Bozburun Limanı’na sancak borda bağlandık. Bağlanan elektrikle yemekler pişti. Bizim menümüz çorba, makarna, sosis. Yemeğin ardından beldeye dağıldık. Akşam yemeği için lokanta, atıştırma için pideci, akşam için kahve aramak geçen seneki gezinin hatıralarını canlandırmak için idealdi. Bizi bekleyen hava hakkında fikir sahibi olmak için internet’i kullandıktan sonra, teknelerde toplantı yaptık.
19:30’da Gordon Restoran yanındaki geçen sene de yediğimiz restoranda toplu yemeğe gittik. Çupra, kalamar, haydari, patlıcan küp ve salatadan oluşan menünün kişi başı maliyeti 13ytl, büyük rakı 30ytl. Afiyetle yediğimiz yemeğin ardından kırmızı, sırıtkan ve çakırkeyif olduk. Aramızda olmayan arkadaşlarımızı andık, çok eğleniyoruz diye Özge’nin kulaklarını çınlattık, fallara baktık, şarkı söyledik. 22:30’da Bozburan’da merkezden tekne yapım yerlerine doğru olan sahil yolunu takip ederek gece yürüyüşüne çıktık. Coşku telefonla kadim dostu Benan’ı da kısmen aramıza kattı. Güzel bir yürüyüşün ardından, hafiften ürpermeye başlayan bedenlerle Yılmaz Kaptan Pansiyon’un daha da ilerisinden asfalt yola gelmeden dönüşe geçtik. 23:30 civarında tekneye dönüp, kamaralarımızda derin bir uykuya daldık.
23 Ocak Çarşamba – Gün 3
Sabah 7:30’da sakin bir Bozburun sabahında uyandık. Sabah yürüyüşü, koşu, erzak temini, su tanklarının doldurulması, yemek hazırlıkları ve genel temizliğin ardından 8:45’te keyifli bir kahvaltıya oturduk. Bulaşıkların yıkanmasının ardından 10:30’da seyrimize başladık. İlk iki günkü lodosun ardından beklediğimiz poyraz Bozburun Koyu’nun şıkır havasından çıkar çıkmaz bizi içine aldı. Şiddetli rüzgar altında orsa seyrinde körfezin ağzına geldik. Atabol Burnu’nu sancakta bırakmamızın ardından ve etkisi iyice hissedilen rüzgar kontrolü zorlaşmış, özlediğimiz tarzda bir seyir yapmamızı sağladı.
Yüksel33 yelkenlerini camadana vurup ilerlerken biz tam açık pozisyonda devam ettik ve seyir biraz daha heyecanlı hale geldi. Bir süre sonra anayelken lazyjack’inin bir çıtası yerinden süzülüp kırbaç hale gelince, anayelkeni mayna etmek zorunda kalıp nefes aldık. Küçük bir molanın ardından seyrimize aynı şekilde devam ettik ama performans odaklı Yüksel33 her gün içten içten devam eden yarışta farkı açmış oldu. Saat 15:30’da yemek, mola ve demirleme çalışması amacıyla 15nm yolun ardından korunaklı Bencik Koyu’na girdik.
Hafifleyen rüzgarda vakit kaybetmemk için iş üstünde birşeyler atıştırıp sırayla herkes dümen ve başüstü arasında görev değişimi yaparak tekrar tekrar su ortasında demirleme çalıştık. Daha sonra tekrar yola çıkıp asimetrik balonlarımızı da kullanarak saat 18 sularında akşam konaklayacağımız Orhaniye Martı Marina’ya ulaştık. Temizlik ardından hasret kalınan duşlar yapıldı, yemekler hazırlandı. Teknelerde yenen yemeklerin devamında tüm grup tek teknede gezi toplantısı için bir araya geldik. Herkes tek tek şu ana kadar geçen zamanı neler umdu, neler buldu şeklinde özetleyip, bundan sonrası için neler yapmak istediğini söyledi. Kaptanlar sözü alıp beklentilerini, amaçlarını, sorumlulukları hatırlattılar. Çoğumuzdan yoğun talep gören vardiyalı gece seyrinin koşulların uygun olması durumunda son gece yapılmasına, bundan önce de marinalara yanaştığımız günlerde gece hava karardıktan sonra dönülmesine, böylece tüm ekibin gece seyri koşullarına iyice alışmasına karar verildi.
24 Ocak Perşembe – Gün 4
Sabah saat 11:30’da Martı Marina’dan yola çıktık. Hedefimiz saat 4’e kadar Datça yönünde ilerlemek, şayet ulaşırsak Datça açığındaki adayı şamandıra olarak kullanmak, ardından Orhaniye’ye geri dönmek. Rüzgarın da uygun olması sayesinde gayet güzel yatık yatık, sağanakları bol, anayelken dümen etkileşimi hakim herkesin dümen tuttuğu bir orsa seyri yaptık. Saat 16:30 gibi Datça’ya varmadan dönüşe geçip, balonları bastık.
Performansçı Yüksel33’de balonda yırtılıp, cenova ıskotasında sorun çıktı. Daha sonrasında ayıbacağıyla yolumuza devam ettik. Böylece yorucu, herkesi üşüten orsanın ardından rahatlayıp ve muz, gofret birşeyler atıştırmaya başladık. Saat 17:30’da güneş battı, hava kararmaya başladı, seyir ışıkları açıldı, 18:30’da zifiri karanlık etrafımızı kapladı. Fenerleri kollayarak, gps cihazından koordinat alıp, harita üzerinde 15 dakikada bir mevki tespit ederek, bir nebze olsun belirsizliğin içinde ilerleyerek, yıldızları seyrederek gece seyrinin keyfini ve heyecanını tatmaya başladık. Doymasak da genel fikir edindirmek açısından tatmin olduk. Saat 19:30’da 8 saat süren 36 deniz millik seyir ardından yine konfor merkezimiz olan Martı Marina’ya bordaladık. Duş ve hazırlıklar ardından 21:00’da yemeğe oturduk, ardından gelen toplu tabu ve blöf oyunlarıyla saati 02:00 edip, yattık.
25 Ocak Cuma – Gün 5
Sabah 8:30 gibi uyandık. Bulaşık yıkama, tuvalet, koşu, duş, kahvaltı ve sabah keyfi ardından saat 12:30’da Martı Marina’da denize açık yan taraftaki uygun yerimizde bordalama eğitimine başladık. Herkes sırayla tekneyle karadan açıldı ve tekrar karaya bordalamayı tamamladı. Yüksel Yatçılık teknik servisi tarafından Yüksel33’ün yırtılan balonu değiştirildi, camadan vurulunca rotasyon yapan furling’i tamir edildi. Saat 14:30’da hazırlıklarımızı tamamlayıp sıcak duşlu Martı Marina’dan ayrılıp Bozburun’a doğru yola çıktık. Atabol Burnu hizasına kadar orta ama soğuk havada orsa gittikten sonra geniş apaza döndük. Havanın kararmasıyla yine gece seyrine başladık. Bozburun’a yaklaşırken ada dönüşü ardından balon basmaya yeltendiğimizde mandar schackle’ı tepede açılınca balon aşağı indi, schackle tepede kaldı.
Geziye gelirken iki şey yapmak istiyordum : gece seyri ve direğe basılmak. İkisini de yapmıştım. Şimdi sıra ikisini birlikte yapmaktaydı. Gece vakti kafa fenerimle rüzgarlı havada direğin tepesindeydim. Keyfime diyecek yok. 20 deniz millik yolun ardından Bozburun’a vardık. Vakit geç karınlar çok aç olunca yemeği hızlandırmak için pide alıp hazırladığımız çorba ve salatayla beraber bir çırpıda yedik. Pidenin verdiği rehavet nasıl atılır? Kahvehanede tavla oynayıp, kahveleri yudumlayarak.
26 Ocak Cumartesi – Gün 6
Sabah saat 6:30’da Levent’i yolcu ettikten sonra 8:30’da kalktık. Standart hale gelen bulaşık, tekne temizliği, erzak temini prosedüründen sonra saat 10:30’da Bozburun’dan da bu senelik ayrıldık. Bozburun Koyu’ndaki adayı geçer geçmez yelken ve balonlarımızı bastık. Kızıl Ada ve Zeytin Adası açığına kadar çok hafif havada bol bol balonla kavança antremanı yaptık. Adaların rüzgarsız bıraktığı alanlardan kurtulduktan sonra hızlandık, orsaya dönüp Kızıl Burun’a yöneldik. Ardından kafayı açıp geniş apazda Ala Burun açıklarına kadar indik. Şiddetlenen rüzgar ve dalgalar sonucu ufak boyutta broşlar da tatmaya başladık. Balonla devam etmeye karar verdik, ancak bir ara balon tersten dolunca da küçük çaplı heyecan yaşamış olduk. Çatal Adası’na yaklaşırken rüzgarın azalması üzerine Kadırga Burnu ardındaki Kumbükü’ne gitmekten vazgeçip B planı uyarınca Serçe Limanı’na yöneldik.
Girişe yaklaşınca motor bastık, koyun kuzeyinden rüzgar ve derinlik sebebiyle vazgeçtik ve yine geçen seneki gibi koyun güney kısmına demirleyip, tekneleri bordalamaya karar verdik. Demirleme konusunda öğrendiklerimizi tekrar etmek için fırsat doğdu. Yüksel33’ün güvenlikli şekilde demir atıp iki koltuk halatıyla kıçtan karaya bağlanması iki saat, ardından Eda’nın bağlanmasıda bir yarım saat sürünce saat 15:00’da girdiğimiz koyda saat 5:30 civarı havanın kararmaya başlaması üzerine karada keşif gezisinden ve bu seneki zodyak yarışlarını düzenlemekten vazgeçtik. Teknelere doluşup, yemek yapmaya giriştik.Tabu, blöf, şarap, tekneler arası gezinti, karanlık koyda yıldız seyretme derken saat 11’den itibaren sırayla uyumaya başladık.
27 Ocak Pazar – Gün 7
Sabah saat 8’de uyandık. Kahvaltı ve hazırlığın ardından 10’da yola koyulduk. Ne var ki bir gün önce azalan rüzgar artık tümden bitmek üzereydi. Yavaş yavaş Gökçe Burnu’nu geçtik ama balonlu seyrimiz Kızıl Ada açığında çakılı kalmamızla baltalandı. Az miktardaki akıntı bile ilerlememizi kesmeye yetiyordu. Bir süre sonra ada ardındaki rüzgarsız alandan kurtulsak da kaç gündür doyasıya yaptığımız hareketli seyirlerin ardından sıcak havada güneş altındaki uzun bekleyiş başladı. Kumlu burun açıklarına kadar biraz motor, biraz balonla ilerledikten sonra Neslihan’ı otobüse yetiştirmekte zorlanacağımızı anlayınca artık sadece motorla ilerlemeye başladık. Kadırga Burnu’ndan sonra rüzgarı Keçi Adası tarafıdan karşıdan alınca hızımız iyice yavaşladı, soğuktan kimse dışarda duramaz oldu. Saat 3’te alırız diye düşündüğümüz bilet alışı, 4’e, 4 buçuğa kaydıktan sonra saat 18’de kalkan otobüs öncesi 17:50’de ancak Marmaris Marina’ya yanaşabildik, Neslihan’a uçarak terminale gitti ve çok şükür yetişti. Uzun süren bekleyiş ve ardından gelen dondurucu soğuk sebebiyle herkes yorgun düşünce yemek için Marmaris’e çıkmaya karar verdik. Burger King ve Mudurnu Chicken’a dağılıp ardından dönüş biletlerini almak için Ulusoy, Kamil Koç ve Pamukkale’ye uğradık. Özsüt’te yenen tatlılar ve açılan tavlalar ardından, içecekleri toplayıp, teknelerin yolunu tuttuk. Saat 12 olduğunda uyanık kimse kalmamıştı.
28 Ocak Pazartesi – Gün 8
Sabah 8’de kalkıp 10’da adam kurtarma eğitimi yapmak için hazırlandık ama dünün devamı olarak yelken yapmaya elverişli rüzgar olmadığı için vazgeçtik. Ardından yapacağımız koyiçi match-race de suya düştü. Böylece günün asıl işi olan temizliğe başladık. Saat 11’de başladığımız temizlik saatler sürdü. Teknenin dışı yıkanıp fırçalandı, çantalar hazırlanıp, odalar boşaltıldı, bulaşıklar yıkanıp, mutfak banyo temizlendi, zemin kaplamaları çıkarılıp sintine temizlendi, zemin kaplamaları, duvarlar, dolaplar silindi. Saat 3’de işleri bitirince duşlarımızı da alıp temizliği tamamladık.
Öğlen yemeğinde kalanlardan tüketip, işleri bitirmenin üstüne son şaraplarımızı yudumladık. Yemek faslı da tamamlandıktan sonra son kontrolleri yapıp çantalarımız karada dizili, tok, temiz, yorgun bir halde havuzluğa kurulduk. İstanbul’u karlar kaplamışken, gezinin bitişiyle beraber gelen sıcak havada birer t-shirt’le havuzlukta, Zorba filminin müziklerinin yarattığı Ege atmosferi eşliğinde, akşamüstü esintisi tatlı tatlı yüzümüze vururken kimimiz düşüncelere kimimiz uykuya daldık. Bir hafta içerisinde iyice alışıp bırakmak istemediğimiz tekne yaşamı, başımızdan geçenler, bir dahası olmayacak ekibimiz, aramızda yaşayıp yalnız bize kalanlar, bizi bekleyen şehir yaşamı ve daha nicesi kafamızdan geçerken sırayla gidiş saati gelenler kalanlarla vedalaşıp marinadan ayrıldı.
İlk geldiğim bu kış gezisinde en sona kalmış, herkesin kazasız, kayıpsız bu güzel geziyi mutlu ve memnun tamamlamış olmasının verdiği hazla Eda’da bu satırları yazıyorum. Havuzluğa çıkmak bile içimden gelmiyor. Bu alışmışlığı, denizi, rüzgarı bırakıp şehre, İstanbul’a, yolculuk zamanı geldi çattı. Birazdan istemeye istemeye marinadan uzaklaşan adımlarla yolculuğuma başlayacağım.
Bahar gezisine sayılı gün var. Çabuk geçer. Kim bilir filoda kaç tekne olacağız? Bu sefer sıcak havada, denizin hakkını vererek, geceleri güvertede uyuyarak neler yapacağız?
Gezinin ardından ileriye yönelik aklımda yer eden iki şey var. Birincisi her havada yelken yapılır. Tekne illa kabuk gibi bir şekilde suda yüzüyor. İkincisi de herşeyin ötesinde en önemli şey öncelikle eğlenmeyi ve sonra da eğlendirmeyi bilmek.
Can Çavlı
February 10, 2006
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment